Friedrich W. Nietzsche / Böyle Buyurdu Zerdüşt
İnsanı yanlışları değil doğruları öldürür. Doğrular uğruna bir dünya kurulur. Doğrular adına şarkılar yazılıp, doğrular adına insanlar sevilir. Peki, doğru olduğuna karar verenler kim? Doğru olduğuna bu kadar emin olan insan, gerçekte kim? Koca bir yanlış mı. Yoksa, kabul edilir bir doğru mu? İnsan, insan olmak. İnsanlık, hep doğru olan mı? Doğru olanı yapmak mı? Doğru olanı seçmek, doğrunun yolundan yürümek mi? Yanlışlar adına, kurulmuş doğrular adına. Savaşmak mı?
Eğer bir şeyin doğru ya da yanlış olduğundan emin değilseniz, her zaman başta doğru gibi gözükeni ama sonunda yanlış olacak o yolu seçmeyin olsun işte. Seçmeyin. Seçim yapmayın. İnsanlar, insanları neden seçer ki? Seçmek. İki kişi, tek seçim hakkı. Sahi, Seçen mi? Seçilen mi doğru? Doğru olan kim? Doğru kim?
İnsan, bir insanı. İnsan, bir toplumu. Toplum, bir düzeni. Düzen, bir halkı seçer. Halk bir parti seçer. Partiler, ukalalık dolu politikalarını seçer. Politikalar, o aptal politikacıları. Politikacılar, ahmak bir toplumu seçer. Onu seçecek, insanları. Kısır döngünün olduğu doğruluk seçimleri. Seçim hakkı. Doğru olanı yapmamız için tanınmış, sonunda yanlışı oluşturan bir yığın seçim. Aslında sadece seçmiş gözüktüğümüz ama seçildiğimiz yığınlar.
Ama ben neden böyle şeyleri seçmek isteyeyim ki? Ben yanlışı ve doğrusu olmayan başka bir şeyi seçiyorum. Seçmeyi, seçmemeyi seçiyorum. Seçilmemeyi.
Bizim mahalle diyor. Bizim mahalle bir başka. Geçen yine saat çok geç olmasın, geçiyorum müjgan ablanın önünden. Hani bizim mahallenin orospusu, minicik suratlı ablamızın, sevimsiz evinin önünden. Bizim mahalle de diyor. Delinin biri vardı. Deli Sali derlerdi. Hatırlar mısın?
Ben eve geçeyim. Annemler merak eder abla. Geç oldu.
Başlatma anana şimdi, geç şöyle. Söyle bakım bilir misin? İki yıla öldü hani.
Bilirim abla.
Heh o çocuk bir kıza yanıktı bizim mahalleden. Deli mi deli, güzel mi güzel bir kız.
Sen misin abla?
Ulan sizin babalarınız analarınızı nasıl sikti de, böyle çürük çıkmışsınız?
Pardon abla.
Neyse kız güzel mi güzel. Ama ne deli. Bizim mahallede kızın güzelliğinden de bahsetmeyen yok tabi. Sonra bu kız bir gün mahalleleri karıştırıyor, Vahapların eski bakkalının olduğu mahalle. Bilirsin di mi?
Bilirim abla.
Heh. geçerken oradan görüyor çocuğu. bu çocuk da yeni taşınmış garibim, buna soruyor işte. Evini yurdunu. Kız buna diyor, gel götüreyim seni. Çocuğu eve götürüyor. Anası babası eve geliyor ki, çocuğun koynunda uyuya kalmış kız. Çocuk utanıyor, açıklayayım derken. Adam çocuğu aldığı gibi kapıya.
Hadi be abla.
Tabi. Atmış kapıya. Ama nasıl. Sanki mahalleye bomba atıldı. Bir gümbürtü. Bir curcuna. Ben işten yeni geliyorum. Saat sabaha yakın. Aldım çocuğu o gün eve. Sabah çocuk evinden de oldu haliyle.
Gülümsüyor bir ara müjgan abla. Neden gülümsediğini çok iyi bilir gibi, dinlemeye devam ediyorum. Ediyorum etmesine de, annemler fena paralayacak beni.
Sen de az değilsin be abla.
Neyse, sabah çocuğa diyorum bu kız deli falan sen git başka ev bul. İkna ediyorum. Çocuk bulmuş bir ev. Her gün de geçiyor bizim mahalleden. Yakaladım bir gün bunu. Dedim sen gel bi ne işin var senin buralarda. Abla ben kızın güzelliğine yandım. Kokusuna yandım. Diyorum babası öldürür seni uğrama bak. Eh çocukta uğramıyor bir zaman. Yaz geliyor. Bizim deli kız, her zaman ki gibi giymiş tatlı minik entarisini geziyor etrafta elinde bi demet papatya. Papatya sever misin kız? diyorum. Onlar ne ki? diyor. Delinin işine bak sen.
Ben de işe çıkıcam o ara. Hazırlanıyorum. Bu kız o akşam eve gelme. Git kaybol. 5 gün ara bulama. Meğerse çocuğa kaçmış dediler. Halbuki, çocuk 5 gün sonra geldi. Dedi yok benim yanımda. Ciğeri yanmış tabi. Ya bir şeyler olduysa falan. Kızı buldular hani bizim şu arka inşaat varya. Heh tam orada. Harcamış bizim orospu çocukları mis gibi kızı. Sikip atmışlar.
Deme be abla.
Demez olaydım ya. Çocuğa dedim bunu delirdi. Sebep oldum diye ağlasam mı. Ulan bilemedim. Çocuk bir soluk koştu inşaata. Ağladı, sızladı. Babası geldi dinlemedi. Meğer bu çocuk bu kıza yakmış abayı dediler. Dedim gencecik çocuk. Bulur birini. Unutur. Meğer o gün evde uyuya kalmamış bunlar. Kız sevmiş, yanaşmış buna. Bu da ne bilsin. Tav olmuş. Çocuk delirdi, çıkmaz oldu inşattan. Kurdu o inşaata bi ev orada yaşadı. Bilirsin dimi kapısı açık bir yığın vardı. Heh. Yıllarca yaşadı ulan orada. Her gün papatyayla gezer, benim kıza götürüyorum derdi.
Hatırladım abla.
Sorma ulan geçen gittim inşaata. O bizim delilerin aşkı abidesi inşaata. Ulan dikmişler 5 katlısından bir bina. Çıktım yöneticiye. Bağrış, çağrış.
Geçen ki mevzu o muydu abla?
Oydu ya mesele.
Abla be iki yıl geçti o olay üzerinden.
Ne diyodum ben. Orospu dedi attı adam kapıya beni. Elimi koluna sürttüydüm, lan sen kim oluyorsun diye. Dayanamamış. Abdesti kaçmış.
Bu morluk o yüzden mi abla?
Yok be ulan. Bu işte ki bir hayvanoğlundan kalma. Dayak ata ata sikti beni herif.
Ben gideyim abla, bak annem kızar.
Ya siktir git. Bebeye bak sen. Bir sik uğruna, çıkıcan ama o evden. Şimdi de girmeye meraklı. Çıkma sikerim ananı babanı.
Olur abla.
Arkama bakmadan gittim eve gitmesine de, bizim müjgan ablanın delirdiği gün de o gündü işte. Şimdi balkondan bakıp, bakıp söver o binaya kimse de anlamaz. Bir Vahap amca bilir ya, o da orospunun lafını yapmaz.
